
Çocuğunuza sesleniyorsunuz ama cevap vermiyor, söylediğinizi tekrar etmenizi istiyor ya da televizyonun sesini sürekli yükseltiyor. İlk akla gelen bazen “dikkati dağınık” veya “bizi dinlemiyor” düşüncesi olsa da bu davranışların arkasında bir işitme problemi de bulunabilir. Çocuklarda işitme kaybı her zaman belirgin değildir; özellikle hafif veya tek taraflı işitme sorunları günlük yaşamda kolayca gözden kaçabilir.
Bu nedenle “çocuğum beni duymuyor” şikâyeti yalnızca davranışsal bir durum olarak değerlendirilmemelidir. İşitme; dil gelişimi, iletişim, sınıf içi öğrenme ve sosyal etkileşim açısından önemli olduğu için şüphe olduğunda uygun bir işitme değerlendirmesi yapılması gerekir.
Evet, olabilir. İşitme kaybı yaşayan bir çocuk söylenenleri tam olarak duyamadığı için yönergeleri kaçırabilir, sık sık “ne?” diye sorabilir, konuşanı görmek için yüzünü çevirebilir veya kalabalık ortamlarda daha zor tepki verebilir. Bu davranışlar bazen dikkatsizlik veya ilgisizlik gibi algılanabilir.
Ancak her dikkat sorununun nedeni işitme kaybı değildir; doğru yaklaşım, işitme ile dikkat ve gelişimsel faktörleri birbirinden ayıracak uygun değerlendirmeyi yapmaktır.
Bir çocuk çevresindeki konuşmaların yalnızca bir bölümünü duyuyorsa, verilen mesajı anlamlandırmak için daha fazla çaba harcamak zorunda kalabilir. Özellikle sınıf, oyun alanı, restoran veya kalabalık aile ortamı gibi arka plan gürültüsünün fazla olduğu yerlerde bu güçlük daha belirgin hale gelebilir.
Çocuk öğretmenin veya ebeveynin söylediği cümlenin bazı kelimelerini kaçırdığında yönergeyi eksik uygulayabilir. Dışarıdan bakıldığında bu durum “dinlemiyor”, “dikkatini vermiyor” veya “söyleneni önemsemiyor” şeklinde yorumlanabilir.
Bu nedenle işitme şüphesi bulunan çocuklarda davranışı etiketlemekten önce işitmenin değerlendirilmesi önemlidir.
İşitme problemlerinin belirtileri çocuğun yaşına, işitme kaybının derecesine ve tek ya da iki kulağın etkilenmesine göre değişebilir. Aşağıdaki bulgular işitme değerlendirmesi gerektirebilir:
Hayır. Çocuklar oyun oynarken, ekrana odaklanmışken veya ilgilerini çeken bir etkinlikle meşgulken seslenildiğinde tepki vermeyebilir. Tek başına bu davranış işitme kaybı tanısı koydurmaz.
Ancak tepki vermeme durumu sık tekrarlanıyorsa, özellikle çocuk konuşmaları anlamakta zorlanıyor, televizyonun sesini yükseltiyor, yönergeleri kaçırıyor veya konuşma gelişiminde gecikme görülüyorsa işitme değerlendirmesi yapılması uygun olabilir.
Çocuklarda geçici işitme azalmasının sık nedenlerinden biri orta kulakta sıvı birikmesidir. Otitis media with effusion olarak adlandırılan bu durumda kulak zarının arkasında sıvı bulunur ancak her zaman ağrı veya ateş olmayabilir. Bu nedenle çocuk hasta görünmese bile işitmede azalma yaşayabilir.
Orta kulak sıvısı bazı çocuklarda belirgin bir yakınma oluşturmazken, bazı çocuklarda seçici duyma, konuşmaları kaçırma, okulda öğrenme güçlüğü veya ses seviyesini yükseltme gibi daha dolaylı belirtilerle kendini gösterebilir.
Sık geçirilen orta kulak enfeksiyonları sonrasında kulak zarının arkasında sıvı kalabilir. Bu sıvı, sesin orta kulaktan iç kulağa iletilmesini geçici olarak azaltabilir. Özellikle okul öncesi dönemde uzun süren işitme azalması konuşma ve dil gelişimi açısından değerlendirilmelidir.
Dış kulak yolunda yoğun kulak kiri birikmesi bazı çocuklarda sesi azaltabilir. Kulak kiri evde kulak çubuğu veya benzeri cisimlerle çıkarılmaya çalışıldığında daha içeri itilebilir. Çocuğun kulağında tıkanıklık veya işitme azalması düşünülüyorsa KBB muayenesi ile değerlendirilmesi daha güvenlidir.
Bazı işitme kayıpları doğuştan bulunurken bazıları çocukluk döneminde sonradan gelişebilir veya zaman içerisinde ilerleyebilir. Bu nedenle yenidoğan işitme taramasından geçmiş olmak, çocuğun ilerleyen yıllarda hiçbir zaman işitme problemi yaşamayacağı anlamına gelmez.
Tek kulağın etkilenmesi durumunda çocuk sessiz ortamda konuşmaları büyük ölçüde anlayabilir ve sorun uzun süre fark edilmeyebilir. Ancak sesin hangi yönden geldiğini belirleme ve gürültülü ortamlarda konuşmayı ayırt etme daha zor olabilir. Bu durum özellikle okul çağında daha belirgin hale gelebilir.
İşitme, sınıf içindeki sözlü bilgiyi takip etmenin temel parçalarından biridir. Çocuk öğretmenin söylediklerinin bir bölümünü kaçırıyorsa yeni bilgileri öğrenmek, yönergeleri takip etmek ve sınıf içi iletişime katılmak daha zor hale gelebilir.
Özellikle hafif işitme kaybı veya tek taraflı işitme problemi olan çocuklar sessiz ve bire bir konuşmalarda iyi duyabilirken sınıf gibi gürültülü ortamlarda daha fazla zorlanabilir. Bu nedenle okul performansında beklenmedik değişiklikler olduğunda görme, işitme, dikkat, öğrenme ve gelişimsel faktörler birlikte düşünülmelidir.
Çocuklar konuşmayı büyük ölçüde çevrelerindeki sesleri ve konuşmaları duyarak öğrenir. Bu nedenle erken çocukluk dönemindeki belirgin veya uzun süreli işitme sorunları bazı çocuklarda konuşma ve dil gelişimini etkileyebilir.
Kelime dağarcığının beklenenden yavaş gelişmesi, konuşmanın anlaşılmasının zor olması veya yaşına uygun dil becerilerinin ortaya çıkmaması durumunda yalnızca konuşma gelişimi değil, işitme de değerlendirilmelidir.
Bu iki durum yalnızca evde gözlem yaparak kesin biçimde birbirinden ayrılamaz. Çocuğun bazı davranışları her iki durumda da benzer görünebilir.
İşitme sorununda çocuk özellikle sesi duymadığı veya net ayırt edemediği için yönergeyi kaçırabilir. Dikkat sorunlarında ise ses fiziksel olarak duyulsa bile dikkat süreci, dürtüsellik veya odaklanma ile ilgili başka güçlükler bulunabilir.
Çocuğun işitmesiyle ilgili en küçük şüphede dahi objektif veya yaşına uygun davranışsal işitme testleriyle işitmenin değerlendirilmesi, olası bir işitme problemini dışlamak açısından önemlidir.
Çocuklarda işitme değerlendirmesi yaşa ve gelişim düzeyine göre farklı yöntemlerle yapılabilir. KBB muayenesinde kulak yolu ve kulak zarı değerlendirilirken gerekli durumlarda odyolojik testlerden yararlanılır.
Değerlendirmede kullanılabilecek yöntemler arasında:
Hangi testin gerekli olduğuna çocuğun yaşı, şikâyeti ve muayene bulgularına göre karar verilir.
Evet. Yenidoğan işitme taraması, doğum döneminde belirgin işitme kaybı açısından önemli bir taramadır; ancak bazı işitme sorunları sonradan gelişebilir veya zaman içerisinde ilerleyebilir. Orta kulak sıvısı gibi geçici sorunlar da çocukluk döneminde işitmeyi etkileyebilir.
Bu nedenle çocuğun yenidoğan taramasından geçmiş olması, ilerleyen yaşlarda ortaya çıkan işitme belirtilerinin göz ardı edilmesi için bir neden değildir.
Ebeveynlerin günlük yaşam gözlemleri işitme sorunlarının fark edilmesinde oldukça değerlidir. Birkaç gün boyunca aşağıdaki durumları gözlemleyebilirsiniz:
Bu gözlemler tanı koymak için kullanılmaz; ancak KBB ve odyoloji değerlendirmesi sırasında hekime önemli bilgiler sağlayabilir.
Aşağıdaki durumlarda çocuğun işitmesinin değerlendirilmesi faydalı olabilir:
İşitme ile ilgili ebeveyn endişesi tek başına değerlendirme için önemli bir nedendir. İşitme kaybı şüphesi varsa testin geciktirilmemesi, olası bir problemin erken dönemde fark edilmesine yardımcı olabilir.
Ankara’da çocuğunun işitmesiyle ilgili endişe yaşayan ailelerde değerlendirme yalnızca “duyuyor veya duymuyor” şeklinde yapılmaz. Kulak zarının durumu, orta kulakta sıvı bulunup bulunmadığı, tekrarlayan enfeksiyon öyküsü ve yaşa uygun işitme testlerinin sonuçları birlikte ele alınır.
Çocuğun davranışının dikkatsizlikten mi yoksa işitme güçlüğünden mi kaynaklandığını anlamanın ilk adımlarından biri, işitmenin objektif ve yaşına uygun yöntemlerle değerlendirilmesidir. İşitme normal bulunduğunda dikkat, gelişim ve öğrenme ile ilgili diğer olasılıklar ilgili uzmanlık alanları tarafından değerlendirilebilir.
Olabilir, ancak her cevap vermeme durumu işitme kaybı anlamına gelmez. Özellikle bu durum sık tekrarlanıyorsa ve televizyon sesini yükseltme, yönergeleri kaçırma veya konuşmaları tekrar ettirme gibi başka belirtiler eşlik ediyorsa işitme testi düşünülebilir.
Evet. Çocuk söylenenleri yeterince net duyamadığında yönergeleri kaçırabilir veya ilgisiz görünerek yanlışlıkla dikkatsiz olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte işitme kaybı ile dikkat bozuklukları farklı durumlardır ve gerektiğinde ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Evet. Orta kulakta sıvı birikmesi sesin iletimini azaltarak geçici işitme kaybına yol açabilir. Bazı çocuklarda ağrı veya ateş olmadan da görülebilir.
İşitme değerlendirmesi yenidoğan döneminden itibaren yapılabilir. Kullanılan test yöntemi çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine göre değişir.
Gerekebilir. Bazı işitme sorunları sonradan gelişebilir veya ilerleyebilir. Ebeveyn, öğretmen ya da hekim işitmeyle ilgili bir şüphe taşıyorsa çocuğun daha önce taramadan geçmiş olması yeni değerlendirmeye engel değildir.
Özellikle erken çocukluk döneminde belirgin veya uzun süreli işitme kaybı bazı çocuklarda konuşma ve dil gelişimini etkileyebilir. Konuşma gecikmesinde işitme değerlendirmesi önemli basamaklardan biridir.
Tek başına tanı koydurmaz ancak çocuk sürekli olarak diğer aile bireylerinden daha yüksek ses seviyesine ihtiyaç duyuyorsa işitme değerlendirmesi açısından dikkate alınması gereken bir belirtidir.
Bilgilendirme: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı veya kişiye özel tedavi önerisi yerine geçmez. Çocuğunuzun işitmesi, konuşma gelişimi veya davranışlarıyla ilgili endişeniz varsa çocuk doktoru, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanı ve gerektiğinde odyoloji uzmanı tarafından değerlendirme yapılmalıdır.